Hakkımda

Hacettepe Üniversitesi’nden 1995 yılında psikolog olarak mezun oldum. O günlerden bugüne, Hacettepe Üniversitesi’nin bizlere verdiği sürekli öğrenme, bilime ve etiğe layık olma düşünüşü ve algılayış biçiminden asla taviz vermedim. Bu anlayışla yaşam boyu öğrenmeden vazgeçmeyerek, sürekli öğrenci kalmak dinamizmimi devam ettirmekteyim.

İngiltere’de “Oyun Danışmanlığı” (1998-2000);

İstanbul Psikodrama Enstitüsü Temel Aşama Eğitimi (2005-2006);

İstanbul Çağdaş Drama Derneği’nde Yaratıcı Drama Eğitimleri, Yaşantı Grup Çalışmaları (2008-2010);

Bilişsel Davranışçı Danışmanlık Derneği’nden “İlk Görüşme ve Değerlendirme” eğitimleri (2017-2018) aldım.

“Metakognitif Danışmanlık” tekniği, yaklaşımımı düşünce, duygu ve şematik boyutta daha bütünsel, eklektik, özgün, bilimsel ve etik bir sentez yaratmamı sağladı.

1995 senesinden bu yana, 2000-2002 yılları arasında Londra’daki Türk ailelerine verdiğim danışmanlıklar dahil olmak üzere, İzmir ve Antalya Rehberlik Araştırma Merkezleri’nde (3 yıl) ve İstanbul/Kadıköy’de çeşitli okullarda (anaokulundan liseye) psikolog-psikolojik danışman olarak, toplamda yaklaşık 25 yıl boyunca, 15 binin üzerinde öğrenci ve aileyle danışmanlık gerçekleştirdim.

Özellikle 0-6 yaş aralığındaki küçük davranışsal kararlar, tutarlılık ve seçimlerin, nasıl büyük farklar yaratabildiğine, hem bir profesyonel hem de bir anne olarak tanık oldum.

Bireysel danışmanlıkların yanı sıra, kendi yazdığım özgün içerikli veli yaşantı ve danışmanlık gruplarında, “iletişim, iletişim engelleri, duygu düzenleme, sosyal beceri ve atılganlık” alt başlıklarında, düşünce biçimlerimiz, yaklaşımlarımız ve yaşama bakış açılarımızın bizleri nasıl etkilediği ile ilgili olarak birçok grup danışmanlık ve ebeveyn yaşantı grup çalışmaları düzenledim. Bu seanslar sonrasında danışanlarımın her birinin, hayatlarının uzmanı olma yolundaki ilerleyişlerine tanık oldum.

Yıllar önce psikolog olarak mezun olduğumda, danışmanlığın bir zanaat olduğunun bu kadar farkında değildim. Bugün bulunduğum yerden baktığımda danışmanlığın ve ilişkinin tam bir zanaat olduğunu görebiliyorum.

Beynimiz, tıpkı kaslarımız gibi, belli bir inanç ve düşünüş biçiminin esiri olabilir. Günlük yaşamımızda, içinde bulunduğumuz çıkmazlarda şemalarımızda (duygu, düşünüş ve inanç sistemlerimizde) yapacağımız değişimlerle, aşamayacaklarımızı aşmak konusunda birlikte ilerlemek için buradayım. Yıllar içindeki tecrübemle yaptığım işi bir zanaata dönüştürmem, öğrenme yolculuğumdan hiç vazgeçmemem, ne bilemediğimi bilme erdemine sahip olmam, kendimi bir ruh sağlığı aktivisti olarak tanımlamamı sağladı.

Hedefim; koruyucu ruh sağlığı hizmetini maddi ve manevi olarak daha ulaşılabilir hale getirip, koruyucu ruh sağlığı konusunda aktif bir rol oynamak.

Bu zorlu kaygı çağında, hedefim: Koruyucu ruh sağlığı kapsamında herkesin kendi kendisinin danışmanı olmasına yardımcı olmak. Tıpkı ormanlarda farklı patika yollarını keşfetmek gibi, bazen sadece bu yolların varlığını önümüzde olduğu halde göremeyiz. İşte tam da burada bir seçim ve karar verme başlar. Hep gittiğimiz yollardan mı gideceğiz, yoksa yeni patikalardan, yeni yollar mı yaratacağız? Biz danışmanların rolü, aslında tam da burada başlar; danışanların yoluna ışık tutarak onlara eşlik etmek.

Kararlarımız ve seçimlerimiz bizi her an başka olasılıklarla karşı karşıya bırakırken, asıl olan, her gün bir karar aldığımızı unutmamaktır. Belki de değişim tam da bu anda başlıyordur.

Psikolog Füsun GÖKNAR