Bakış Açım
Mesleki Bakış Açım ve Yaklaşımımın Özeti
Öncelikle, tüm bireyler yaşamlarının uzmanıdır. Benim farkım, bir danışman olarak danışanlarımla yoldaş olup, “Farklı patikalar, farklı bakış açıları deneyimleyebilir miyiz?” sorusunun cevabını etik ve bilimsel yollarla aramaktır.
Değişim son derece zor ve sancılı bir süreçtir. Davranış alışkanlıklarımız, yaşamın içindeki deneyimlerimiz, bizler için çoğunlukla vazgeçilmez sandığımız, ilmeklerini bizim ördüğümüz ipek böceği kozaları gibi bağlardır. Bu alışkanlıklar, çoğu zaman bizleri eylemsizliğe ve erteleme davranışına sürükler. Bu çemberden çıkmak zordur. Ama davranış, düşünce ve inanç sistemini değiştirerek yeni bir bakış açısı kazanmamız her zaman mümkündür.
Bir danışman/psikolog olarak danışanlarımdan öğrenmeyi asla bırakmadım. 21. yüzyılın kaotik ve kaygı dünyasında, bulanmadan akmak için önce kendime yardım etmeyi öğrendim. Kuşak değişimleriyle beraber, koşullanma şekillerimizin nasıl evrildiğine hepimiz birlikte tanık oluyoruz. Ailenin kurum olarak dönüşümü, özellikle 2005’li yıllardan itibaren, sosyal medyanın artık neredeyse yeni bir aile bireyi olmasıyla birlikte yeni bir ebeveynlik tarzını doğurdu. Bu tarz ebeveynlik, adeta bir suçluluk, yetersizlik, sürekli kendini analiz etme ve kendini yargılama gibi yeni bir düşünüş biçimini salgın hale getirdi. Ben bu salgın sonucunda aşırı talepkâr çocukların doğduğuna tanık oldum. Ve tüm bu talepkârlık, ne yazık ki hâlâ aileleriyle oturmak zorunda kalan, duygusal yönden 8-9 yaşında kalmış, her şeyi kendine hak gören ve en ufak bir sorumluluk almak istemeyen bir nesil yarattı.
Danışanlarımda gözlemlediğim bu davranışsal salgın, beraberinde her şeyi kontrol etmek isteyen (helikopter ebeveynlik) gibi, artık neredeyse norm haline gelmiş yeni bir “normal” oluşturdu. Sosyal medya yaşam öğütçüleri, influencer’lar (etki eden, neye, kime ve ne niyetle etki ettiğini bilmediğimiz) binlerce öğütçü, modern üfürükçüler, artık 21 saniyeye inen dikkat sürelerimizle bizleri şaşkın, kaygılı, güvensiz ve sığlığı kabul edilmiş bir hamster sarmalına sürüklüyor. Bu durum, tıpkı dünya tarihindeki diğer devrimler gibi, yeni bir düşünüş, duygulanım ve davranışsal boyutta kökten ve geri dönüşümü olmayan bir zihin modeli yarattı. Biz danışmanlar için de bu değişimin şah damarı olan aileler, bir lavabatuar alanı oldular. Bu yeni algı ve zihin modeli, şu anda kuramsal olarak tanımlanmasa da, yeni bir kaotik toplum modeli oluşturacağı muhakkaktır.
Yaptığım karşılaştırmalı okumalarda ve aile gözlemlerimde, bir kaos halinde olduğumuz hepimizce aşikâr. Sosyal medyada adeta bir bilgi bombardımanı var. Özellikle 0-6 yaş aralığında çocuk sahibi olan ailelerde, tüm yönetimi çocuklarına verip, sonra da süreci yönetemeyen ve adeta çocuklarından korkar hale gelmiş, sürekli kendini yargılayan binlerce aile tanıdım. Bu şaşkınlık ve kaygı çağında belki de hepimiz birer kurtarıcı arıyoruzdur. Benim danışmanlık ve yaklaşım tarzım ise, kurtarıcı arayan ve kurban rolünü içselleştirmiş danışanlar için uygun değildir.
Çok kısaca, yaklaşımımın özeti, bilişsel ve davranışçı, şema ve metakognitif danışmanlık teknikleri ile; bireylerin kendi seçim, davranış, düşünüş, inanç ve koşullanmalarını fark ederek, bir değişime karar vermek isteyip istemediklerine karar vermelerini sağlamaktır. Bu temel üzerine yükselir.
25 yıllık tecrübem bana gösterdi ki, tüm danışanlarım hayatlarının uzmanıdır ve bu sonsuz olasılık evreninde farklı patikaları, farklı düşünüş, davranış ve yaklaşım biçimlerini birlikte keşfedebiliriz. Böyle bir çağda bu hiç kolay değildir. Neden daha önce gidilmiş patikalar varken, ormanda bilinmez yollara girelim ki? Hangimiz bu kadar belirsizliğe tahammül edebiliriz ki? Üstelik de dikkat süremizin 21 saniye ve aşağısına düştüğü bu zamanlarda?
Hepimiz değişmek istiyoruz. Ve değişimi hep bir mucizeyle olmasını istiyoruz.
Farklı patikalar derken, kök ailelerimizden getirdiğimiz yorumlama biçimleri, bitmemiş hesaplaşmalar, suçlamalar ve kurban rolleri, aynı kısır döngüde olan formülasyonları devam ettirdiğini de gördüm. Şu ana kadar hayatlarının bir bölümünde, beni yaşamlarına, dertlerine, güçlüklerine tanık edip, benimle özel durumlarını paylaşan tüm danışanlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu teşekkür de yüzde yüz samimiyet ve gerçeklik taşımaktadır. Çünkü her bir danışanım beni gerçek, samimi ve en önemlisi de kendimi tanıma yolculuğuma sürekli olarak devam etmemi sağlayan bir danışman yapmıştır.
Sizin yolculuklarınıza kısa süreliğine eşlik ederken amacım aslında kaygı çağı olan 21. yüzyılda, bu pusulasızlıkta, bireyin kendi kendisinin terapisti olmasını sağlamaktır. (Tabii ki burada psikopatolojik tanı grubuna giren, mutlaka bir hekim (psikiyatrist) süpervizyonu alması gereken danışanları ayrı tutuyorum.)
Ruh sağlığını koruma ve önleme, ne yazık ki çok fazla konuşulan ve kolayca erişilebilir bir hizmet değildir. Kendimi aynı zamanda bir ruh sağlığı aktivisti olarak tanımlıyorum. Bunun temel sebebi, ne yazık ki duygulardan konuşmanın, hayatlarımızda hep bir zayıflık olarak görülmesi ve gösterilmesidir. Kanıta dayalı, bilimsel ve etik yaklaşımım ile çok daha fazla danışana ulaşabilmek umuduyla…